Aile içi şiddet
Alanur Özalp

Aile içi şiddet

Bu içerik 0 kez okundu.
Reklam

Aile içi şiddet konusuna hem aile hem de çocuklar tarafından bakmak uygun olacaktır. Sizlere bir babanın sözünü örnek olarak vermek istiyoruz. Baba; “Çocuklarım için yaptığım en güzel şey annelerini sevmemdir.” diyor.  Aile içinde baba, anneye değer veriyorsa, ona söz hakkı veya yaşam hakkı tanıyorsa çocuklar da hem daha mutlu hem de kendine güvenli ve başarılı olmaktadırlar. Çocuklar ufak yaşlarından itibaren anne ve babalarını örnek alırlar.

 

Anne ve baba gibi olmaya çalışırlar. Hatta önce doğrudan doğruya anne ve babalarını taklit ederler. Sonraları bu taklit özümlenir. Tamamen bu defa kendi davranışları olarak gösterilir. Çocuklar anne ve babalarını örnek alırlar. Bu örnek alma toplum kurallarını öğrenmede, ahlak ve değer yargılarını kazanmada onlara yol gösterici olur. Çocuklar anne ve babalarının neler istediklerine, nelere dikkat ettiklerine, nelere önem verdiklerine çok dikkat ederler. Bu önceleri kendilerini anne ve babalarına sevdirmek, beğendirmek, onlardan aferin almak için yapılır. Sonra artık bu davranışlar onların kendi davranışları haline gelir.

 

Çocuk kendi doğasından gelen bir tepki ile nasıl suya ve havaya ihtiyacı varsa anne ve babasının sevgi, ilgi, yalınlık ve desteğine de böyle ihtiyacı vardır. Bu bir doyum ve haz veren bir olaydır. Ev içinde olsun, yabancı ortamlarda olsun çocukların hem başarılı hem mutlu olmalarını istiyorsanız mutlaka karı koca ilişkilerinizi karşılıklı güzel bir halde tutmalısınız. Eğer çocuğun annesine baba değer vermiyor, isteklerini düşünmüyorsa, çocuklar da annelerini saymayacaktır. Bu zincir kardeşlerine, arkadaşlarına hatta öğretmenlerine kadar uzanacaktır. Bizim istediğimiz korkuları içine sinmiş çocuklar değil, sevdiklerini, istediklerini, düşüncelerini, korku ve kaygılarını rahatça açıp konuşabilen kendine güvenen, kendi ayakları üzerinde durabilen çocuklara sahip olmaktır. Eğer aile içinde sorunlar varsa bir psikologla konuşun, çözümleyin. Bu ne utanılacak ne de çekinilecek bir durumdur. Şiddet ve çözümsüzlük ,sağlıksız çocuklar yetiştirmenizi ve üzülmenizi beraberinde getirecektir.

 

“Çocuğunu dövmeyen dizini döver.” Bu tür sözlerimiz bazen yanlış yorumlanabiliyor. Biliyoruz ki bu söz; çocuğu ile zamanında ilgilenmeyen, onu anlamaya çalışmayan, ona destek olmayan ailelerin çok üzüleceklerini anlatıyor. Ama işin içine dövme lafı girince iş olumsuz bir hal alıyor. Çünkü günümüze kadar pek çok araştırma kesin ve de açık olarak göstermiştir ki çocuğunu döven ailelerde yetişen çocuklar da yetişkin olduklarında kendi çocuklarını dövmektedirler. Veya dayağın bir eğitim yöntemi olduğunu bile düşünebilmektedirler.

 

 Bir başka yanlış davranış da; ailelerin hala çocuklarına “O sana vuruyorsa sen de ona vur” demeleri ve hatta vurmayan yada vuramayan çocuklarını kendilerinin döverek cezalandırmalarıdır.

 

 Bir başka yanlış söz ise; “Öğretmenin vurduğu yerde gül biter” sözüdür. Bu sözde yanlış söylenmiş veya yorumlanmıştır. Aslında bu sözle şöyle denmek istiyor; Öğretmenler hep sizin iyiliğinizi isterler ki bazen acı konuşabilirler, sizi eleştirip yanlışınızı gösterebilirler. Onlar size beğenmediğiniz bir yanınızı gösterdiklerinde onlara kızmamalısınız. Çünkü onlar sizin yetişmeniz, öğrenmeniz için bunları göstermek, sizleri uyarmak zorundadırlar. Ama vurmak çok acıtıcı bir durumdur. İnsanlar konuşarak anlaşmaktadırlar. Eğer sözle anlatamıyorsanız konunun profesyoneline sormak ondan rehberlik, danışmanlık hizmeti alabilmek kadar uygun bir yol varken vurmak niye. “Böyle durumlarda size vurulmasını ister misiniz?” diye ailelere sorarsanız tabii ki istemem diyeceklerdir.

 

 Yanlış bir inanışta aile büyüklerinin çocukla yüz göz olmamaları gerektiğidir. Çocuklarla arada bir mesafe bırakılmalı görüşü yanlıştır. Çocuğunuzla yakın olmak, ona fikirlerini sormak ona değer vermektir. Odasını, hatıra defterini, çekmecelerini karıştırmamak ona saygı duymaktır. Bu tavrı sizden gören çocuk da başkalarına saygılı olacaktır. Yani sonuç olarak mutlu ve başarılı olacaktır.

 

 DOĞRULAR VE YANLIŞLAR

 Günümüzde şiddette belirgin bir artma olduğu söylenebilir. Şiddet okullarda, evlerde, işyerlerinde ve yaşamımızın içinde karşımıza çıkıyor.

 

 Özellikle Amerika ile başlayan daha sonra Kanada’yı ve ardından Türkiye’yi etkisi altına alan şiddet kullanımı ve silah kullanımı okullarda ve gençler arasında artmış durumda. Bu durum bir moda rüzgarı gibi hızlı ve acımasız bir yayılma göstermektedir. Bu durumun nedeni nedir sorusuna cevap ararken şimdi burada biz psikologlar olarak ve aileler olarak ne yapmalıyız diye kendimize sormalıyız. Şiddet şiddeti getirir. Özellikle gençlik dönemi için;

 

Aşırı disiplin

Ev içinde anne, baba ve çocuklar arasında şiddet uygulamaları

Evde söz hakkının olmayışı

Evde konuşulmaması

Çocuğa konuşma hakkının verilmemesi

Çocuk fikrini söylediğinde dinlenilmemesi ve bu gibi sebeplerden dolayı şiddet ortaya çıkar. Yani demokratik ortam yoksa.

 

Şiddeti körükleyen faktörlerin diğerleri ise; mali sıkıntılar, yokluklar, zorluklardır bu durum ilişkilere mutsuzluk, saldırganlık, çabuk parlama biçiminde kolaylıkla yansıyabilmektedir.

 

Ailelere vurgulamak istediğimiz bir başka nokta ise özellikle gençlik döneminde verilen ani kararlar, hemen parlamalar, dürtüler, duygu kontrolündeki güçlükler gençlik döneminin genel özellikleridir. Bundan dolayı okullardaki yaralama, dövüşme, çeteleşme ve silah kullanma bu yaş grubunda daha sık görülmektedir. Ayrıca intihar olaylarının da gençlik döneminde arttığı gözlenmektedir.

 

 Ergenlik dönemi 12 yaşla 22 yaş arasında yer alan en keyifli yaşam süresidir. Gençlerin dürtülerini, isteklerini kontrol etmekte zorlanmaları bu döneme has bir durumdur. Aileler gençlik dönemi özellikleri konusunda gençleri bilgilendirmeli, onlara yardımcı olmalıdırlar.

 

Alanur Özalp

Uzman Psikolog

E-mail: alanurozalp@hotmail.com

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Çobanoğlu'nun yatırımı Krone'ye
Çobanoğlu'nun yatırımı Krone'ye
88 Isuzu Romanya sokaklarında
88 Isuzu Romanya sokaklarında