Advert

Lojistik sektörü eğitimle şahlanıyor

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan lojistik sektörü, her yıl yeni mezunlarla büyüyor. Çoğu üniversitede olduğu gibi İstanbul Bilgi Üniversitesinde de bulunan Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık bölümünün başkanı Dr. Öğr. Üyesi Şerafettin Düztepe ile sektörün geleceğini konuştuk.

Lojistik sektörü eğitimle şahlanıyor
Lojistik sektörü eğitimle şahlanıyor Admin
Bu içerik 1324 kez okundu.

Siz farklı bir sektörde eğitim alıp, hayatınızı idame ettirirken lojistik sektöründe öğrenci yetiştirme fikri nasıl doğdu? Eğitim camiasına girdiğiniz günden bugüne yaptığınız çalışmalardan kısaca bahseder misiniz?

Ben işletme bölümü mezunuyum. Ondan sonra yüksek lisansımı ve doktoramı ekonomi alanında devam ettirdim. Daha önce hava kuvvetlerinde çalıştım, orada lojistikçilik yaptım. Oradan gelen bir lojistik altyapım var. Zaten lojistik de birkaç tane bilimin birleşmesiyle ortaya çıkan bir bilim dalıdır. İşletme, ekonomi, hukuk, araştırmayla ilgili konular lojistiğin ilgi alanı içerisine giriyor. Bunlar da ilgimi çektiği için daha sonra lojistikle ilgili bu bölümde çalışmaya başladım. Ama bundan önce ekonomi dersleri de verdim. Şimdi ekonomi ve lojistik derslerini birlikte veriyorum.

Bilgi üniversitesinde lojistik bölümü ne zaman açıldı? Açıldığı günden bugüne kaç öğrenci bu bölümde okudu?
Bilgi Üniversitesinde Uluslararası Lojistik ve Taşımacılık Bölümü 2011-2012 eğitim yılında öğrenci almaya başladı. İlk mezunlarımızı 2015 yılının Haziranında verdik. Her yıl ortalama 40 öğrenci mezun ediyoruz. Şu anda da 255 öğrencimiz var. Bu sayının içerisine dil eğitimi görenler ve hazırlık sınıfında olanlar da dahildir.  4 yıllık bir lisans programı ve İngilizce olarak yürütülüyor.

Öğrencilerin bu bölümü tercih etmeleri noktasında telkin ve tavsiyeleriniz nelerdir?
Lojistikçilik bir yaşam biçimini gerektiriyor. Sürekli hareketi seven, biraz maceraperest ruhlu, 24 saat işiyle iç içe olabilecek olan insanların tercih etmesinde yarar var. Yani ofiste oturayım, masa başında durayım, gelen kağıtlarla ilgileneyim mesleği değil lojistikçilik. Sürekli hareket isteyen bir iştir. Her zaman telefonuyla veya diğer iletişim araçlarıyla insanları, malzemeyi, araçları takip edebilecek nitelikte ve istekte olmaları lazım. Bunun haricinde lojistikçilik durağanlığı seven, devlet memuru gibi sabah gideyim akşam geleyim denen 9-5 mesaisine uygun bir meslek değildir. Biraz hareketi sevenler lojistiği tercih etmeli.

Bölümde okuyan öğrenciler ağırlıklı olarak hangi dersleri almakta, kendilerini nasıl yetiştirmektedir?
Bölümün lojistikle ilgili zorunlu dersleri var. Tedarik zinciri yönetimi, taşımacılık, depolama sistemleri, lojistikte risk analizleri, lojistikte vaka analizleri gibi temel lojistik dersleri var. Bunun yanında seçmeli lojistik derslerimiz de var. Öğrencimiz hangi alanda uzmanlaşmak isterse, örneğin hava taşımacılığı, kara taşımacılığı ya da deniz lojistiği alanından herhangi birinde uzmanlaşmak istiyorsa onlarla ilgili ders açıyoruz. Seçmeli derslerle branşlaşmalarına olanak sağlıyoruz. Şöyle söyleyebilirim; bir yıl içerisinde 33 tane lojistik dersi açıyoruz. Bu yüksek bir rakamdır. Bu 33 dersin yanında destekleyici olarak düşündüğümüz ekonomi bölümünden, işletme bölümünden de dersler aldırıyoruz. Seçmeli ders olarak Almanca, İtalyanca, İspanyolca dersleri de alabiliyorlar. Ailesi lojistikçi olarak çalışan öğrencilerimiz var. Bunlardan çoğunluğu kara taşımacılığı yapıyor. Ama öğrencilerin ilgi alanları deniz ve hava taşımacılığına daha yatkın. Hava kargo ve deniz lojistiği alanında daha çok istek alıyoruz. Hava ve deniz taşımacılığı konusunda derslerin açılmasını istiyorlar biz de onları açıyoruz.

Fakülte olarak ders programını hazırlarken hangi kriterlere dikkat ediyorsunuz?
Ders programlarını hazırlarken akademisyenler ve sektör uzmanları birlikte çalıştık. Bu sistemin içerisine şimdi mezunlarımızı ve öğrencilerimizi de dâhil ettik. Sektörün ihtiyacı nedir, nasıl bir lojistik mezunu isteniyor oradan yola çıkarak dersleri ve içeriklerini oluşturduk. O açıdan sektörün ihtiyaçlarını karşılayabildiğimizi düşünüyorum. Dinamik bir programımız var. Bu dinamik olan programımızın en büyük özelliği, zorunlu derslerimizin yanında lojistik seçmeli derslerimizin olmasıdır. Sektörün ihtiyaçları doğrultusunda seçmeli derslerle programımızı geliştirebiliyoruz.

Okulda eğitim verecek hocaların seçimini yaparken hangi kıstasları göz önünde bulunduruyorsunuz? Sektör mensuplarının derse girmelerine olanak tanıyor musunuz?
Akademisyenler haricindeki hocalarımız, yani sektörden gelenler bizde yoğun olarak ders veriyorlar. Şöyle söyleyebilirim; her yarıyılda hemen hemen 15-16 sektör uzmanı okulumuza derse gelir. Lojistik sektörünün müdürleri, müdür yardımcıları dersimizin tamamını ya da belli bir bölümünü vermek koşuluyla öğrencilerimize oradaki deneyimlerini aktarma fırsatı bulurlar. Biz de bundan çok memnunuz. Bu eğitimi sektör ve akademi birlikte yürütmemiz gerekiyor. Biz akademisyenler genelde teorik kısmı anlatıyoruz ama uygulamayı ve orada yaşananları bizlere deneyimleriyle birlikte sektör çalışanları aktarıyor. Dolayısıyla sektör ve üniversite işbirliğinde şu anda iyi olduğumuzu söyleyebilirim.

Okul olarak sektörün önde gelen firmalarıyla çalışmalarınız oluyor mu? Bu çalışmalar nelerdir? Sektörün çatı örgütü UND ile nasıl bir diyalog içerisindesiniz?
UND’den sizin gibi gelip söyleşi yapanlar oldu. UND ile olan tüm çalışmalara açığız. Sadece UND ile değil, lojistik sektöründeki tüm kurum ve kuruluşlarla her türlü işbirliğini yapabiliriz. Şu anda lojistik şirketleriyle birlikte staj programlarını yürütüyoruz. Öğrencilerimiz hemen hemen bütün büyük lojistik firmalarına gidiyor orada staj yapıyor.

Öğrencilerin staj yapmaları noktasında okul olarak nasıl bir yol izliyorsunuz? Öğrencilere yardımcı oluyor musunuz? Staj yapılacak kurumları öğrenciler kendileri mi buluyor yoksa siz mi buluyorsunuz?
Öğrencilerimizden kendi staj yerini bulanlar “bu staj yeri uygun mu” diye sorduklarında eğer gerçekten kurumsal bir şirketse, lojistikte söz sahibi bir şirketse, iyi çalışmalar yapan bir şirketse kabul ediyoruz. Biz de bulmalarına yardımcı oluyoruz, öğrenciler kendileri de buluyorlar. Zaten oradaki uzmanlar, direktörler, direktör yardımcıları derslerimize geldikleri için staj yeri bulmada bir sorun yaşanmıyor. Öğrenciler ile sektör mensupları birbirini tanıyor.
İki tane staj var. Bir tanesi 2. Sınıfı bitirince yani 4 yarıyıl ders aldıktan sonra, diğeri 3. sınıfı bitirince. Buradaki amaç en az 2 yıl eğitim aldıktan sonra hem bir uygulama alanı bulsunlar hem de orada öğrenip eksik kalan yönlerini okulda tamamlayabilsinler. Bu stajlar en az 30 iş günü olmak zorundadır. 30 iş gününden fazla olmasını da destekliyoruz, çünkü sigortaları da okul tarafından yapılıyor. Böylece lojistik şirketleri öğrenciyi, öğrenci de lojistik şirketlerini tanımış oluyor. Öğrencilerimizin büyük bir çoğunluğu 3. ve 4. sınıfta yarı zamanlı olarak bu şirketlerde çalışmaya başlıyorlar. Ders programlarını da ona göre ayarlıyoruz. 3. ve 4. sınıfta en az 2 günlerini boşa çıkarıyoruz. Böylece o şirketin kültürünü de öğrenerek yetişiyorlar. Mezun olduktan sonra da bir kısmı tam zamanlı olarak o şirketlerde çalışmaya devam ediyor.

“İŞ GARANTİMİZ YOK”

Bölümde okuyan öğrencilere iş garantisi vaadinde bulunuyor musunuz?
Bu sene diyelim 45 öğrencimiz mezun olacak, 45’i de iş garantili mezun olacak diye bir şey söylemek olanaksız, ancak şu ana kadar mezun olan öğrencilerimizden kendi isteği dışında çalışmak isteyen herkesin işi var. Sektörden uzmanların derse girmeleri, burada hocalık yapmaları ve öğrencilerimizin iki stajı oralarda yapmaları bu sistemden kaynaklanan güzelliklerdir. Bu sistem mezun olduklarında öğrencilere iş olanağı sunuyor. Böylece zaten işsizlik sorunu ortadan kalkmış oluyor. Ama bizim “ bu bölüme gelen öğrenciyi yüzde yüz iş garantili mezun edeceğiz” gibi kesin bir sözümüz yoktur. Ama bir gerçek var; herkesin işi var.

Bu bölümde okuyan öğrencilerin birbiri karşısında bir adım öne çıkabilmesi için hangi donanımlara mutlaka sahip olması gerekir?
İyi insan olma vasfını saklı tutuyoruz. Bir kere iyi insan olmalı. Bütün öğrencilerimizin iyi insan özellikleri taşıdıktan sonra mezun olduğunu varsayıyorum; bunun üzerine en önemli faktörün dil olduğunu düşünüyorum. Bu bölümde okuyanların İngilizceyi etkin bir şekilde kullanabilen mezunlar olması gerekir. Bizim mezunlarımız İngilizceyi etkin bir şekilde kullanabiliyorlar. Ve bu da piyasada tercih edilme nedenlerinin başında geliyor. Tabii ki bunun yanında yazılı-sözlü iletişim becerisinin iyi olması,  günümüz elektronik yazışma koşullarını iyi bilmesi, kendisini iyi ifade edebilme özelliğini taşıması gerekiyor. İngilizce bilmenin yanında bir başka dil çok büyük avantaj sağlayacaktır. Aslında derslerde yaklaşık olarak bütün öğrenciler sektörü öğreniyor ve belli bir başarıya geliyor. Çünkü o başarıyı elde etmezse dersi geçemez ve mezun olamaz. Ama dili iyi olanlar her zaman öne çıkacaktır.

“ÖĞRENCİ HOCASINA ULAŞABİLMELİ”

Öğrenciler neden uluslararası taşımacılık ve lojistik bölümü için Bilgi Üniversitesini tercih etmeli?
Temelde programın İngilizce olması tercih edilmemizin nedenidir. Diğer nedenler ise; sektörle ilişkilerimizin iyi olması, sektörden hocaların derse gelmesi, zorunlu stajın olması, staj karşılığında kredi sisteminin olması, stajdan sonra yarı zamanlı çalışma olanağı ve tam zamanlı çalışma olanağı. Bir de öğrencilerle iletişimimizin güzel olduğunu düşünüyorum. Bu da bizim artı yönlerimizden bir tanesi. İsteyen öğrenci istediği saatte bana ulaşabiliyor. Whatsapp, e-mail, telefon… Veya hocalarımıza ulaşabiliyor. Benim kapım ve diğer hocalarımızın kapıları her zaman açıktır. Bu bence güzel bir özellik. Birçok üniversitede olduğunu düşünüyorum, olmalı da zaten. Öğrenci istediği zaman hocasına ulaşabilmeli. Çünkü biz istediğimiz zaman öğrenciye ulaşıyoruz, onlar da bize ulaşacak.

Küresel Lojistik Performansı Endeksinde Türkiye 47. Sırada bulunuyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? İlk 20’ye girebilmek için sektörde neler yapılabilir sizce?
Bu derecelendirmeyi derslerimizde de işliyoruz. Tabii gönül istiyor ki ilk 3.-5. sırada olsak demeyi, kulağa çok daha iyi geliyor. Ama bugün içinde bulunduğumuz koşullarla kısa bir sürede oralara gelmek pek olanaklı gözükmüyor. Günümüz Türkiye ekonomisindeki bu durgunluk tüm sektörlerde olduğu gibi lojistik sektörünü de olumsuz etkiliyor. İçinde bulunduğumuz ekonomik sıkıntıların aşıldığı varsayımıyla konuşursak insan kaynağı birinci faktör. İyi eğitilmiş lojistikçiler lojistik şirketlerinde çalışmaya başladılar, daha da artarak devam edecek. Bu kişiler lojistik sektöründeki değişimi sağlayacaklardır. İnsan faktörümüz güzelleştikçe, onlar değerlendikçe üst sıralara yükselmemiz daha kolay gözüküyor. Ama eğitim sistemimiz iyi olacak, hukuk sistemimiz iyi olacak, etik değerlerimiz yerleşmiş olacak, insan ilişkilerimiz iyi olacak, devlet kurumlarına güvenimiz tam olacak. Evet, zaten öyle bir sistem içerisinde biz üst sıralara çıkacağız. Diğerlerinin olmadığı veya biraz eksik olduğu bir ortamda sadece sektörün üst sıralara çıkmasını beklemek ne yazık ki hayalperestlik oluyor. Tüm diğer kurum ve kuruluşlarla, sektörlerle birlikte lojistik sektörü de üst sıralarda yer alabilir.

LOJİSTİK BİR BÜTÜNDÜR

Deniz, kara ve hava lojistiğine bakış açınız nedir ve öğrencilere bu noktada nasıl bir eğitim veriyorsunuz?
Aslında hep eksik yapılan bir şey var. Lojistikle sadece taşımacılık özdeşleştirmeye çalışılıyor. Aslında taşımacılık, lojistiğin içerisinde yer alan bir alt unsurdur. Lojistik, taşımacılığı da içine alan çok daha geniş bir kavramdır. Karayolu, havayolu, denizyolu, demiryolu taşımacılığını, boru taşımacılığını, nehirler taşımacılığını… Bütün hepsini içine alıyor. Aynı zamanda depolama, gümrükleme, stok kontrolü, envanter kontrolü, bilgi sistemlerinin kullanılması, tersine lojistik dediğimiz lojistiğin yapılmış olması, risk analizlerinin değerlendirilmiş olması. Bunların hepsi lojistiğin alt parçası, önce bunları bir tarafa koyalım. Dolayısıyla kara, hava, deniz lojistiklerinin hepsi önemli. Ama Türkiye’de herkesin bildiği gibi taşımanın yüzde 90 civarındaki büyük bir kısmı karayolu taşımacılığıyla yapılıyor. Ama üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkede deniz taşımacılığının daha etkin bir şekilde kullanılması ve demiryolu taşımacılığının geliştirilmesi gerekiyor. Son zamanlarda bu konuda gelişmeler var ama yeterli değil. Aynı zamanda bunların birbiriyle uyum içerisinde çalışması ‘intermodel’ olarak adlandırdığımız şekilde birbirini tamamlayıcı olmaları gerekiyor. Yani en uygun şekilde olması için, demiryoluysa demiryolu, oradan denizyoluna geçmesi gerekiyorsa denizyolu, oradan karayoluna geçmesi gerekiyorsa karayolu, bunların kombine bir şekilde uygulanması gerekir. Belki birkaç tanesini birlikte en etkin şekilde kullanmak gerekecek. Onun için hepsi çok önemli. Bütün hepsinin gelişmesine birden ağırlık vermek, karayolu üzerindeki ağırlığı diğerlerine de kaydırmak gerekiyor.

PLANLAR İYİ YAPILMALI

Devletin bu sektörle ilgili yaptığı çalışmalar ve aldığı kararları bir akademisyen olarak nasıl karşılıyorsunuz? Bu konudaki düşünceleriniz neler?
Kalkınma planları içerisinde az da olsa lojistikle ilgili bir şeylerin bulunmasından memnuniyet duyuyoruz. Ancak yeterli değil. Türkiye’de lojistik sektörünün daha da gelişebilmesi için şirketlerin ve devletin ilgili kurumlarının çok yakın bir şekilde çalışması ile lojistik planlar daha etkin ve daha ayrıntılı olarak yapılmalı. Lojistik sektöründeki büyüme hızı diğer sektörlerdeki büyüme hızından daha fazladır. Böyle güzel bir şeyi daha etkin hale getirebilmek için devletin ilgili kurumları, lojistik şirketleri ve üniversiteler işbirliği içerisinde çalışıp çok ayrıntılı, ne olduğu anlaşılabilen, hedefleri belirtilmiş, bütçeleri yapılmış lojistik planlar yapılmalı. Bu işbirliğine bayağı bir ihtiyacımız var.

Endüstri 4.0’ın lügatımıza girmesiyle birlikte lojistik sektöründe dijitalleşme ağırlık kazandı. Okul olarak sizin bu konuya bakış açınız nedir?
Lojistik sektöründe teknolojiyi kullanmak çok önemli. Zaman zaman derslerimizde de “bütün her şey elektronik ortamda olursa acaba ileride lojistikte yöneticilere ihtiyaç kalmayacak mı” diye tartışıyoruz. Ama şu anki ortamda lojistikte kullanılan programlar derslerimizde öğretilmektedir. Bir lojistik şirketine gittiklerinde, o lojistik şirketinde kullanılan programı veya o programa yakın bir programı öğrencilerimiz burada görmüş olarak mezun oluyorlar. Bu da 4.0’a uyum sağlamalarında çok büyük katkı sağlayacaktır.

Öğrencilerinizi alanla ilgili seminer, fuar ve yarışmalara gönderiyor musunuz? Bu tür etkinliklerin öğrencilere olumlu yansımaları nelerdir?
Öğrencilerimiz lojistikle ilgili gerçekleşen tüm fuarlara katılıyor. Hatta oradaki gözlemlerini bir rapor halinde bize sunuyorlar. Biz de onu derslerimizde değerlendirip öğrencilerimizle tartışıyoruz. Öğrencilerimiz herhangi bir şehirdeki fuara gidiyor. Yardımcı olabilirsek onların ulaşımları konusunda bölüm bütçesinden de destek sağlıyoruz. Orada edindikleri bilgileri gelip burada, gitmeyen öğrencilerimizle paylaşıyorlar. Ama İstanbul’da olan fuarların hepsine bütün öğrencilerimiz katılıyor. Biz de katılıyoruz. Birkaç öğrencimizi de yurtdışında açılan fuarlara gönderdik. Onların da parasal desteğini bölüm bütçemizden sağladık. Yurtdışındaki fuarlara da olanaklarımızın elverdiği ölçüde öğrencilerimizden bazılarını gönderiyoruz. Çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Orada yeni şeyleri görüyorlar. Sektörle ve sektörün gidişiyle ilgili bilgileri alıyorlar. Öğrencilerimiz açılan lojistik vaka yarışmalarına da katılıyorlar.

TÜRKİYE STRATEJİK KONUMDA

Uluslararası ticaret ve lojistik alanında Türkiye’nin konumu nedir?
Türkiye’nin kalkınma planları içerisinde bakım ve lojistik üssü olmasıyla ilgili devletin ilgili kurumlarının çalışmaları var. Bu çok memnuniyet verici bir şey. Türkiye gerçekten uçak bakımları ve lojistik üssü olabilir mi? Olabilir. Çünkü bulunduğu konum itibariyle buna çok uygun. Ülkemiz gerek Avrupa’ya yakınlığı, gerekse Ortadoğu’ya yakın olması yani doğu bağlantısının bulunması, hem stratejik hem de ekonomik olarak çok etkin bir yerde. Bu konuda yapılan çalışmalar var. Lojistik köyler kurularak da bu destekleniyor şu anda. Türkiye’de milli gelirin artmasına katkı sağlayacak olan çok önemli bir çalışma ve gelişmedir. Dilerim gelişerek devam eder.

HER FİKRE AÇIK

‘Lojistikte Yaratıcı Düşünce’ adında bir dersiniz var. Bize de kısaca anlatır mısınız, lojistikte yaratıcı düşüncenin önemi nedir? Ne işe yarar?
Sadece lojistikte değil her konuda yaratıcı düşünceye sahip olmamız gerekir. Biz bunu lojistiğe uyarladık. Biraz önce de bahsettiğimiz “bilgisayarlar gelirse lojistikçilere gerek kalır mı”, “dünyada yüz yıl sonra lojistik nasıl olacak” gibi konuları tartışıyoruz. Her hafta lojistikle ilgili bir makale okuyup onu sınıfta tartışıyoruz. Böylece bir yarıyıl içerisinde bazı haftalar 2 bazı haftalar 1 makale tartışıyoruz. Bir lojistik öğrencisinin bir yarıyılda 15-16 tane lojistik makalesini okuyup derste tartışmasının güzel olduğunu düşünüyoruz. Sınıfta o makaledeki fikirle birlikte ona koşut olan veya onu destekleyen fikirler de ortaya çıkıyor. Bu şekilde öğrencilerin bakış açısının gelişmesi, yeni düşünceler geliştirmesi sağlanmış oluyor. Öğrencide “lojistikte yeni bir şeyler yaratabilir miyim” düşüncesini ortaya çıkarıyor. Zevkle işlediğimiz bir ders oluyor. Herkes bu sayede lojistikle ilgili düşüncesini savunabiliyor.

Lojistiği disiplinler arası bir program olarak görüyorsunuz. Bundan biraz bahsedebilir misiniz?
Temel bilgilerinin yanında bir lojistikçinin ekonomi bilmesi gerekir. İşletmeyle ilgili muhasebe, müşteri ilişkileri gibi konuları bilmesi gerekir. Biraz hukuk bilgisi olması gerekir. Çünkü yapılan anlaşmaları bilmesi, satın alma kontratlarının nasıl hazırlanacağıyla ilgili bilgilere sahip olması lazım. Matematik, istatistik bilmesi gerekir. Tüm bunlar lojistiğin bütün disiplinlerden bir şeyler alarak oluştuğunun kanıtıdır. Lojistiğe hem canlılık hem de güzellik getiren disiplinler bunlar.

Lojistik firmaları birçok farklı ülkeyle çalışıyor, bu yüzden dil eğitimi çok önemli. Okul olarak öğrencilerinize hangi dillerin eğitimini veriyorsunuz?  Sektör için ne kadar yeterli oluyor?
Programımız İngilizce. Dersler İngilizce olarak yürütülüyor. İngilizce dili haricindeki yabancı diller öğrencilerin seçmeli ders olarak aldıkları derslerle sağlanıyor. Bizim bölümümüzden İtalyanca dersi alan var, İspanyolca dersi alan var bu seçmeli derslerden aldıklarında ikinci bir yabancı dili öğrenme imkânı da oluyor. İngilizce dışındaki farklı dili tam rakamı şu an bilemiyorum ama 15-20 civarında öğrencimiz seçiyor. Lojistikte olmazsa olmaz temel dil İngilizce, çünkü uluslararası kullanılıyor. Ama bunun yanında İtalyanca, İspanyolca, Almanca… Hangi yabancı dili bilirse bilsin çok büyük avantaj sağlar. Ama İngilizce şart.

TEMİZ ÇEVREDE EKSİĞİMİZ VAR

Lojistik firmalarının çevreye duyarlı çalışması konusundaki düşünceleriniz nelerdir? Bu konu ders programınızda yer alıyor mu?
Yaratıcı düşünce dersinde okuduğumuz makalelerden birinin konusu “green logistics and return logistics”(yeşil lojistik ve tersine lojistik) ile ilgiliydi. Şu anda lojistik şirketlerinde bu konuya aşırı derecede dikkat edildiğini düşünmüyorum. Ancak Avrupa’ya taşımacılık yapan taşıma firmalarımız oraya mal götürebilmek için Avrupa standartlarında, çevreye en az zararı veren araçları kullanmak zorundalar. Bunun haricinde lojistik şirketlerinin biraz daha dikkat edip bu konuda bilgilenmeye ihtiyaçları var. Bunun için de lojistik bölümü mezunlarının yeşil lojistikle ilgili, gittikleri firmalarda çalışmalar yapması gerekiyor. Şirketlerin böyle bir konuda nasıl kazanç sağlayacaklarını rakamlarıyla ortaya koyup topluma nasıl faydalı olacağını, tercih edilen bir firma olmak için çevreye özen göstermek gerektiğini patrona çok iyi şekilde anlatmaları gerekir. Sonrasında bunu uygulamaları lazım. Türkiye geneli olarak çevreye ne kadar hassassak lojistik firmaları da o kadar hassas. Yani bu konuda eksiğimiz var, geliştirilmesi gereken konulardan bir tanesi.

EĞİTİMLE RİSK AZALIYOR

Lojistik sektörü alaylı bir sektör iken eğitimli insanların sektöre girmesiyle birlikte yaşanan değişiklikleri gözlemleyebildiniz mi? Dikkatinizi çekenler hangi konular idi?
Üniversitelerde lojistik eğitimleri yoğun olarak 2000’li yıllarda başladı ve gelişmeye devam ediyor. Şu an 80’i aşkın yükseköğretim kurumunda lojistik bölümü var. Daha önce üniversitelerden lojistikçi olarak mezun olunamıyordu. Bunun için bu işi makine mühendisleri veya çeşitli mühendisler, işletmeciler, ekonomistler, çeşitli lisans programlarından mezun olanlar yapmaya başladılar. Şu anda lojistik firmalarının genel müdürleri bu kökenden gelmedir. Ama bu alandaki yeni mezunlar arttıkça ve o seviyelere geldikçe daha farklı bir bakış açısı geleceğini düşünüyorum. Şu an lojistik şirketleri lojistik mezunu olmayanlar tarafından da tabii ki iyi idare oluyor. Ancak lojistik mezunlarının o seviyeye geldiklerinde daha güzel idare edeceklerini düşünüyorum. Çünkü onlar deneme-yanılma yöntemiyle lojistiği öğrendiler. Belki 3 yılda öğrenebileceklerini 20 yılda öğrendiler, yanılgılarla kayıplarla öğrendiler. Ama lojistik mezunları birçok şeyi eğitimleri sırasında öğrendikleri için mezun olduklarında o süreyi kısaltacaklar.

SEKTÖRDE KADIN-ERKEK AYRIMI YOK

Eskiden mesleklerde çok fazla kadın-erkek ayrımı yapılırdı. Lojistik sektöründe çalışan kadınlar ve bu bölümü tercih eden kadın öğrenciler sayıca ne durumda?
Bizde üçte bir oranında kadın öğrenci var. Bu kadın öğrencilerimizden daha fazla verim aldığımızı söyleyebilirim. Staj sonrasında ve yarı zamanlı çalışma sonrasında, özellikle depo yönetiminde kadınların daha başarılı olduğu geri dönüşünü aldık. Firmalar “Bu depoya kadın eli değdi” diyorlar. Depo sistemleriyle ilgili dersleri kadın-erkek birlikte alıyorlar ama kadınlar bu konuda erkeklerden biraz daha iyi çıktılar. Depo yönetiminde lojistik şirketleri kadın eleman tercih ediyor. Onun için lojistik sektöründe kadın-erkek hiç fark etmez. Bir kadın direktörleri olduğunda taşıma yapan çalışanlar daha kibar ve kendilerine daha dikkat eder bir şekilde davranıyorlar. Bunu da kara taşımacılığında staj yapan kadın öğrencilerimiz üzerinden gözlemledik, bize geri dönüş olarak bildirdiler.

Sektörde kadın işgücünün yaşayacağı sorunlar var mı? Çözümü nasıl olur sizce?
Bu soruyu şöyle değerlendirmek lazım; Türkiye’de kadınlar zaten sorun yaşıyor. Yani Türkiye’de bankada çalışan bir kadının ne kadar sorunu varsa lojistik şirketinde çalışan bir kadının da o kadar sorunu var. Keşke hiç sorun yaşamasalar. Kadın-erkek diye düşünmeyelim isterseniz, çalışanların sorunları olmasa keşke. Lojistik sektöründe kadın tercih edilmeme gibi bir durumla karşılaşmadım. Hatta birçok lojistik şirketi gerek stajlarda gerekse mezun ihtiyaçları olduğu zaman “kadın öğrenciniz veya mezununuz var mı” diye soruyorlar. Bazı konularda kadınlar sektörde daha titiz çalışıyor.
Röportaj: Simgenur GÖK – Ulaşım Gazetesi

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Trafik cezaları arttırıldı
Trafik cezaları arttırıldı
OKT Trailer Ar-Ge Merkezi’ni açtı
OKT Trailer Ar-Ge Merkezi’ni açtı